Pop müzik mi klasikten, klasik müzik mi pop'tan?

Pop müzik mi klasikten, klasik müzik mi pop'tan?
HÜLYA KAYA
Mozart bestelerini yaptığı sırada belki dinlenilebilir mi kaygısı taşımıyordu ama, babası dahi besteciyi uyarmadan edemiyordu; "Adına popüler denilen şeyi unutma…" 1780. Amaç; geniş dinleyici kitlelerini gözden uzak tutmamak. Bu 18. yüzyılın Avrupa'sında da böyleydi, 21. yüzyılın Avrupa'sında da böyle…

Popülerlik olgusu, 18. yüzyıl sonlarına doğru, Fransız Devrimi öncesi aydınlanma döneminde akıl çağının başlamasıyla birlikte günlük yaşamın gündemine çoktan girer. 19. yüzyılın başlarında, herkesin anlayabileceği ve her kulağa hoş gelen bir müzik anlayışı gelişmeye başlar. Kuşkusuz keyif duymayı, şehveti, tat almayı, toplum içinde birlikte eğlenmenin verdiği haz duygularını müzik yoluyla uyandırmak çağımızın buluşu da değildir.

Popüler müzik teorisi ve tarihi profesörü yazar Peter Wicke, Mozart'tan Madonna'ya adlı bu kitabında popüler müziği ilginç bir açıdan ele alıyor. Kitabın adı, "Mozart gitti, şimdi Madonna var" düşüncesini uyandırarak biraz zihinleri karıştırıyor olsa da aslında klasik müziğin en önemli dönemlerinde bile, bestecilerinin popülerliği göz ardı edemediğini ortaya koyuyor.

Önceleri her şeyin ve her durumun kendine özgü müziği vardır. Dini törenler için ayrı, cenaze, saray, meyhane ya da eğlenceleri için ayrı müzik yapılır, besteciler de bu kural içinde müziklerini icra ederlerdi. 17-18. yüzyılda, genel geçer bir başka ifadeyle "herkes" için müzik yapmak neredeyse olanaksızdı. Sosyal sınıfların yaşamları birbirinden çok farklı olduğu gibi müzikleri de farklıydı.

18. yüzyılda popüler ve popülarite kavramları halkı bir hayli meşgul eder. Baron von Knigge adlı bir yazar "Adab-ı Muaşeret Kitabı"nda müzikteki muaşeret kurallarına yer verir. Amacı gerçek müzikseverleri uyarmaktır: "Popüler müzik eğer doğal bir ifadesi yoksa, bir leşe benzer ve bu nedenle de leşler mezarlığına gömülmesi gerekir..."

Her ne kadar popüler müziğe, herkese hitap etmek üzere bestelenen yapıtlara hoşgörü ile bakılmasa da, atlanmaması gereken bir gerçek vardır. O da tüm sanat formlarının temelde popüler olduğudur. Ancak süreç içinde kendi kendilerini rafine ederek dar çerçevenin sanatı halini alırlar. Klasik müzik Batı Avrupa'nın sıradan insanlarının halk müziğinden ortaya çıkmıştır. Bunu erken dönem klasik müzik eserlerinde görmek mümkündür. Hatta dönem dönem klasik besteciler besteleri için halk müziği kalıplarına ve şekillerine başvurmuşlardır.

Yazar kitabında, Avrupa'daki sanat müziğine 17. yüzyıl itibarıyla, eserlerin popülaritesini, bestecilerin eserlerini dinleyiciye beğendirme kaygısını ve tepkilerini ele alıyor. Diğer popüler müzik kitaplarından bir farkı da, sadece rock, reggae, funk ya da caz gibi türlere, ya da bu türlere isim yapmış müzisyenlere değil eğlence kültürünün dans figürlerine ve popüler dansların toplum üzerindeki etkisini değerlendiriyor olması. Eğlence kültürü dans figürlerine yansırken, bir taraftan popüler müziğin içeriği de toplumu sarıyor. Toplumun ahlaki değerleri arasıdaki çatışmayı da okurla paylaşıyor. Viyana valslerinden tangonun erotizmine, altın yirmili yılları başlatan ve bir moda halini alan shimmy, çarliston ve black bottom danslarına...

"Modern dansların telaşlı, bazen şaşırtıcı, bazen de sportif hareketleri, yaşamın ritminden başlayıp, büyük kentin ritmine uzanarak bir kavis çizen bu şeyi, kavranılabilir ve böylelikle yaşayarak algılanabilir kılmaktaydı. Shimmy, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika'dan ithal edilen caz müziğinin etkisiyle gerçekleşen müzik devrimiyle de bütünleşmektedir. Telli çalgıların egemen olduğu büyük dans orkestraları, genellikle lüks otellerin akşamüstü çaylarında ve akşamları düzenlenen danslı eğlencelerinde, vals, polka, kadril ve galop için müzik yapıyorlardı. Berlin, Paris ya da Viyana standartlarına uygun olarak ani şekilde telli çalgılarla donatılmış küçük topluluklar ise birer caz topluluğu haline dönüştüler..."

Yazar Peter Wicke'in popüler müzik konusunda bu ilk çalışması değil. Berlin'de müzik bilimleri yükseköğrenimini tamamladıktan sonra popüler müzikte estetik konusunda doktora tezi hazırlar. Ardından profesörlük unvanını alır ve Uluslararası Popüler Müzik Araştırmaları Birliği üyeliğini yürütür. Wicke, 1998 yılından buyana ise Almanya müzik konseyinin üyesidir. Popüler müzik kapsamında teorik, tarihi ve kültürel-politik sorunlara ilişkin yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda bilimsel makale yayımlar.

"Müziğin içindeki vazgeçilmez güçler, ruhun yüceliği ve bedenin fiziki gücü ve dolayısıyla kişinin dışarıdan gelen bütün isteklere dayanıklılık gösterebilmesi açısından çok gereklidir. Bundan dolayı müziğin sihirli bir gücü olduğu söylenir. Bu güç etrafa yaydığı olumlu etkisiyle ruhsal dengeyi sağlar ve buna gereksinimi olanlar için bu etki çok büyük önem taşır..." Müzik her türü, her çeşidi ve her şekliyle hayatımızın bir parçasıdır. Kimi zaman küçültücü bir biçimde sadece eğlenceye yönelik müzik bile çoğu zaman sunumuyla yüce değerlerden söz ettirebilmektedir. İyi ve kötü değerlendirmesi yerine, niteliği ve içeriğine dikkat etmek, bu şekilde ele almak çok daha doğru olacaktır.

Hangi müzik nasıl hayatımıza girmiş, hangi yollarla toplumun beğenisini kazanmış ya da tepkisini çekmiş, teknolojinin etkisi müzik üzerindeki etkisi ne olmuş? Bir dönemin vazgeçilmez enstrümanı piyano nasıl süs aleti olarak bir kenara bırakılmış?.. Tüm bu sorulara yanıt bulabileceğiniz "Mozart'tan Madonna'ya Popüler Müziğin Bir Kültür Tarihi" alışılmış popüler müzik tarihi kitaplarından oldukça farklı. Yazarın üslubu ve konuları ele alışı dikkate değer. Tüm bunlar sizi kesmez ise kitabın sonunda yer alan kaynakçaya ve bu alanda yazılmış diğer kitaplara da göz atmanızı tavsiye ederim...

Mozart'tan Madonna'ya

Peter Wicke

Çev. Serpil

Dalaman

YKY

Sayı: 4
Bölüm: Müzik

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !