![]()
muzaffer - Blogcu 99C C00
muzaffer
2/11/2006 -
msn=hakanxxyildirim@hotmail.com
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
30/10/2006 - EMMINEM
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
30/10/2006 - EMINEM
![]()
![]()
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
30/10/2006 - ceza eminem
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
28/10/2006 -
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
28/10/2006 - Ağlama
Ağlama Ağlama sen
gözlerinden yanağına düşen damla boğar beni
ağlama! Gözyaşların
kara kışta kar olurda üzerime lapa, lapa yağıverir
ağlama! Bakma bana mahzun, yorgun
gözündeki iki damla
yağmuru sil
ağlama! Ağlama sen!
yüreğimde fırtına var
Sen ağlarken
yüreğimi bilsen belki
hiç susmazsın
ağlama!
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
28/10/2006 - Caddeler
Caddeler Sonsuzdan gelip
Sonsuza uzanan
Bir caddedir hayat yolu
Bakımlıdır bazı kaldırımları
Taş topraktır bazıları
Gidişi olup dönüşü olmayan
Bir caddedir hayat yolu
Sağa sola kıvrılan
Sokaklar... Sokaklar...
Ah! o sokakların
Kimisi ışıl ışıldır geceleri
Kimisi ay ışığını görmez besbelli
Her köşe başı parselli
Girerken ödersin ücreti
Kimisi bahşişler savuşturur havalara
Kimisi muhtaç küf kokan tokluklara
Tefeciler pohpohlanır da
Satın alınır alın terleri üç kuruşa
Satılık yürekler vardır dükkanlarda
Satılıktır sevdalar, dostluklar
Gidişi olup dönüşü olmayan
Bir caddedir hayat yolu...
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
28/10/2006 - EBRU TARİHİ
EBRU TARİHİ
Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır.Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça'daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan'da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça'ya zamanın Türkçe'sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı'nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı'nın inceliklerini öğrenmek için Buhara'ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı'nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.
Ebru Sanatı'nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık'ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru'yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.
Osmanlı'da ise Şebek Mehmed Efendi'den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu'na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi'dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii'nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.
Kaynak: İsmail Dündar
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
28/10/2006 - Tiyatro Nedir?
Tiyatro Nedir?
Bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.
Tiyatro sözcüğü Yunanca'da "seyirlik yeri" anlamına gelen theatron'dan türetilmiş, dilimize İtalyanca'daki teatro sözcüğünden geçmiştir. Günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden oluşur.
- İzleyicilerin oturarak oyunu izlediği oditoryum;
- Oyunun sergilendiği sahne;
- Sahnenin iki kenarında ve arkasında, çeşitli dekor ve gereçlerin bulunduğu sahne arkası yada kulis.
TİYATRONUN KÖKENİ
Tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. Kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. Avrupa'da Üst Paleolitik Çağdan (İ.Ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. Bunlar, maske ve köstüm kullanımının, dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. Maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.
İlkel toplulukların animist inançlarına göre, yinelenen doğal olayların ruhları, kişilikleri vardı; bu kişiler, sonradan tapınma nesnelerine, tanrılara dönüştü.
İnsanlar, belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar. Yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar, Kurallı oyunun ilk örneğiydi. Eski inançların hemen hepsi görülen "ölme ve yeniden dirilme" teması da, insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla, tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. Mevsimlerin dönüşü, kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları, eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu.
Başlangıçta canlı insanların kurban edildiği bu boğuşma ve ölümler zamanla simgeleşti, iki ayrı gücün çatışması da yerini tek bir gücün ölüm ve yeniden dirilme törenine bıraktı.
Bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. Şamanist törenlerin özelliği, izleyici ya da katılımcılara, tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi. Bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman, öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmektedir.
Tiyatro, bugün de kökenindeki bu iki eğilimin izlerini taşır, bu iki eğilim arasındaki gerilimden güç alır: Bir yanda doğa güçlerini simgesel olarak canlandırma, temsil etme işlevi; öte yanda, doğaüstü güçlerin görünmesine aracılık etme işlevi.
Doğaya öykünme kuramına göre, tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir.Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
28/10/2006 - Pop müzik mi klasikten, klasik müzik mi pop'tan?
Pop müzik mi klasikten, klasik müzik mi pop'tan?
HÜLYA KAYAMozart bestelerini yaptığı sırada belki dinlenilebilir mi kaygısı taşımıyordu ama, babası dahi besteciyi uyarmadan edemiyordu; "Adına popüler denilen şeyi unutma…" 1780. Amaç; geniş dinleyici kitlelerini gözden uzak tutmamak. Bu 18. yüzyılın Avrupa'sında da böyleydi, 21. yüzyılın Avrupa'sında da böyle…Popülerlik olgusu, 18. yüzyıl sonlarına doğru, Fransız Devrimi öncesi aydınlanma döneminde akıl çağının başlamasıyla birlikte günlük yaşamın gündemine çoktan girer. 19. yüzyılın başlarında, herkesin anlayabileceği ve her kulağa hoş gelen bir müzik anlayışı gelişmeye başlar. Kuşkusuz keyif duymayı, şehveti, tat almayı, toplum içinde birlikte eğlenmenin verdiği haz duygularını müzik yoluyla uyandırmak çağımızın buluşu da değildir.
Popüler müzik teorisi ve tarihi profesörü yazar Peter Wicke, Mozart'tan Madonna'ya adlı bu kitabında popüler müziği ilginç bir açıdan ele alıyor. Kitabın adı, "Mozart gitti, şimdi Madonna var" düşüncesini uyandırarak biraz zihinleri karıştırıyor olsa da aslında klasik müziğin en önemli dönemlerinde bile, bestecilerinin popülerliği göz ardı edemediğini ortaya koyuyor.
Önceleri her şeyin ve her durumun kendine özgü müziği vardır. Dini törenler için ayrı, cenaze, saray, meyhane ya da eğlenceleri için ayrı müzik yapılır, besteciler de bu kural içinde müziklerini icra ederlerdi. 17-18. yüzyılda, genel geçer bir başka ifadeyle "herkes" için müzik yapmak neredeyse olanaksızdı. Sosyal sınıfların yaşamları birbirinden çok farklı olduğu gibi müzikleri de farklıydı.
18. yüzyılda popüler ve popülarite kavramları halkı bir hayli meşgul eder. Baron von Knigge adlı bir yazar "Adab-ı Muaşeret Kitabı"nda müzikteki muaşeret kurallarına yer verir. Amacı gerçek müzikseverleri uyarmaktır: "Popüler müzik eğer doğal bir ifadesi yoksa, bir leşe benzer ve bu nedenle de leşler mezarlığına gömülmesi gerekir..."
Her ne kadar popüler müziğe, herkese hitap etmek üzere bestelenen yapıtlara hoşgörü ile bakılmasa da, atlanmaması gereken bir gerçek vardır. O da tüm sanat formlarının temelde popüler olduğudur. Ancak süreç içinde kendi kendilerini rafine ederek dar çerçevenin sanatı halini alırlar. Klasik müzik Batı Avrupa'nın sıradan insanlarının halk müziğinden ortaya çıkmıştır. Bunu erken dönem klasik müzik eserlerinde görmek mümkündür. Hatta dönem dönem klasik besteciler besteleri için halk müziği kalıplarına ve şekillerine başvurmuşlardır.
Yazar kitabında, Avrupa'daki sanat müziğine 17. yüzyıl itibarıyla, eserlerin popülaritesini, bestecilerin eserlerini dinleyiciye beğendirme kaygısını ve tepkilerini ele alıyor. Diğer popüler müzik kitaplarından bir farkı da, sadece rock, reggae, funk ya da caz gibi türlere, ya da bu türlere isim yapmış müzisyenlere değil eğlence kültürünün dans figürlerine ve popüler dansların toplum üzerindeki etkisini değerlendiriyor olması. Eğlence kültürü dans figürlerine yansırken, bir taraftan popüler müziğin içeriği de toplumu sarıyor. Toplumun ahlaki değerleri arasıdaki çatışmayı da okurla paylaşıyor. Viyana valslerinden tangonun erotizmine, altın yirmili yılları başlatan ve bir moda halini alan shimmy, çarliston ve black bottom danslarına...
"Modern dansların telaşlı, bazen şaşırtıcı, bazen de sportif hareketleri, yaşamın ritminden başlayıp, büyük kentin ritmine uzanarak bir kavis çizen bu şeyi, kavranılabilir ve böylelikle yaşayarak algılanabilir kılmaktaydı. Shimmy, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika'dan ithal edilen caz müziğinin etkisiyle gerçekleşen müzik devrimiyle de bütünleşmektedir. Telli çalgıların egemen olduğu büyük dans orkestraları, genellikle lüks otellerin akşamüstü çaylarında ve akşamları düzenlenen danslı eğlencelerinde, vals, polka, kadril ve galop için müzik yapıyorlardı. Berlin, Paris ya da Viyana standartlarına uygun olarak ani şekilde telli çalgılarla donatılmış küçük topluluklar ise birer caz topluluğu haline dönüştüler..."
Yazar Peter Wicke'in popüler müzik konusunda bu ilk çalışması değil. Berlin'de müzik bilimleri yükseköğrenimini tamamladıktan sonra popüler müzikte estetik konusunda doktora tezi hazırlar. Ardından profesörlük unvanını alır ve Uluslararası Popüler Müzik Araştırmaları Birliği üyeliğini yürütür. Wicke, 1998 yılından buyana ise Almanya müzik konseyinin üyesidir. Popüler müzik kapsamında teorik, tarihi ve kültürel-politik sorunlara ilişkin yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda bilimsel makale yayımlar.
"Müziğin içindeki vazgeçilmez güçler, ruhun yüceliği ve bedenin fiziki gücü ve dolayısıyla kişinin dışarıdan gelen bütün isteklere dayanıklılık gösterebilmesi açısından çok gereklidir. Bundan dolayı müziğin sihirli bir gücü olduğu söylenir. Bu güç etrafa yaydığı olumlu etkisiyle ruhsal dengeyi sağlar ve buna gereksinimi olanlar için bu etki çok büyük önem taşır..." Müzik her türü, her çeşidi ve her şekliyle hayatımızın bir parçasıdır. Kimi zaman küçültücü bir biçimde sadece eğlenceye yönelik müzik bile çoğu zaman sunumuyla yüce değerlerden söz ettirebilmektedir. İyi ve kötü değerlendirmesi yerine, niteliği ve içeriğine dikkat etmek, bu şekilde ele almak çok daha doğru olacaktır.
Hangi müzik nasıl hayatımıza girmiş, hangi yollarla toplumun beğenisini kazanmış ya da tepkisini çekmiş, teknolojinin etkisi müzik üzerindeki etkisi ne olmuş? Bir dönemin vazgeçilmez enstrümanı piyano nasıl süs aleti olarak bir kenara bırakılmış?.. Tüm bu sorulara yanıt bulabileceğiniz "Mozart'tan Madonna'ya Popüler Müziğin Bir Kültür Tarihi" alışılmış popüler müzik tarihi kitaplarından oldukça farklı. Yazarın üslubu ve konuları ele alışı dikkate değer. Tüm bunlar sizi kesmez ise kitabın sonunda yer alan kaynakçaya ve bu alanda yazılmış diğer kitaplara da göz atmanızı tavsiye ederim...
Mozart'tan Madonna'ya
Peter Wicke
Çev. Serpil
Dalaman
YKY
Sayı: 4 Bölüm: Müzik Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa -> Hakkımda
akıllıyım beşiktaşı tutuyorumSon Yazılarım
• Başlıksız
• EMMINEM
• EMINEM
• ceza eminem
• Başlıksız
• Ağlama
• Caddeler
• EBRU TARİHİ
• Tiyatro Nedir?
• Pop müzik mi klasikten, klasik müzik mi pop'tan?
Bağlantılar
• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• Arkadaşlarım
• e-posta
• oyunlar
• mynet
• kanald
• arama motoru
• yap bozlar
• saat
Kategoriler
dersler siirlerim Arkadaşlarım
• ben
• sen
• silah
• laser2
• good
• soneryilmaz
• noob
• 123
• aycan98
• zelis
• HAPPY
• sekerkizz
• biz
• omerson
• LASER
• fatih05
• yat
• askim
• keske
• meryemcim
• ersince
• cocukca
• ilos
• destina
• Bella
• ZALIMMM
• oyuncu
• tudi
• tay
• suzi
• MEYRACA
• birtanem
• dreamtime
• ramzuls
• gozum
• baharla
• elif
• gamze
• duygu
• hurrem
• cdk
• battygirl
• zeki
• haha
• hehe
• mahmut
• memo
• bereket
• nice
• ice
• GAME
• Seni
• Sevgilim
• umut
• bitanem
• Kartanem
• nurtanem
• dalak
• ELMAS
• KALP
• demir
• suleyman
• bay
• hello
• what
• hi
• holigan
• super
• gs
• kiz
• peri
• Seyda
• recep
• hayalet
• Mahsun
• dostum
• dost
• blog
• muhammet
• muhammed
• fanatik
• yagmurlar2
• Ozdemir
• angel14
• simarik
• dilaran
• merthero
• azra053
• azra053
• adasu
• zeuz
• yasemince
• yunusum
• naznet
• 1133
• ahmet20
• ozlemm
• kilit
• hadi
• ertu21
• ask111
• muzaffer115